17 Ekim 2012 Çarşamba

YILDIZLARA YOLCULUK

YILDIZLARA YOLCULUK "Yıldızları ve göklerdeki sonsuzluğu fark edin. O zaman hayat büyülü duruyor" Cer Modern'de ‘Yıldızlı Gece'ye bakarken insan fark etmekle kalmıyor, sonsuzluğun içinde kaybolup gidiyor. Van Gogh'ta yıldızlar sadece yıldız değil; Dokunmak isteyeceğiniz kadar gerçek... xxx İstanbul'da ziyaretçi akınına uğrayan sergi nihayet Ankara'ya geldi. 3 Ocak'a kadar Cer Modern'de. Van Gogh'a meraklısıysanız; "Bir daha nerede göreceğim" diye düşünüyorsanız her şeyden önce klasik müze ya da galeri gezintilerini kafanızdan çıkarın. Bu sessiz bir sanat galerisi değil. Parmak uçlarında dolaşmanıza, yanınızdakiyle fısıldayarak konuşmanıza, eserlere uzaktan bakmanıza gerek yok; Tanıtımında olduğu gibi çerçevesinin içindesiniz. xxx Bu klasik bir sergi değil. Güçlü bir klasik müzikle senkronize olarak değişen devasa boyutlardaki 3000'den fazla ‘canlı tablo' salonun her yerini dolduruyor. Van Gogh'un coşkulu renkleri, canlı detaylarla her yerde. Dokunmak isteyeceğiniz kadar gerçek. xxx ‘Yıldızlı Gece' sanırım Van Gogh'un en ünlü resmi. Ressamın akıl sağlığının çok da düzenli olmadığı bir zamanda ortaya koyduğu eserlerden. Akıl hastanesinde yatarken hayal gücünü kullanarak yaptığı bir tablo. Aslını görme fırsatı olmadı. Ama duvarları, kolonları, tavanı, hatta yerleri bile dolduran bir ‘Yıldızlı Gece'ye bakarken Van Gogh'un o ünlü sözünü hatırlamadan duramıyor insan; "Yıldızları ve göklerdeki sonsuzluğu fark edin. O zaman hayat büyülü duruyor" Girdap gibi bulutlar sizi alıp götürüyor, yıldızlarla umut ışıltısı zirveye ulaşıyor. Sarmalların arasında başka şeyler mi gizli diye ararken buluyorsunuz kendinizi. Fondaki müzik sizi daha da itiyor gökyüzüne... Uzmanlar araya dursun yıldızların gizli anlamını; Zaten O da yazmış mektubunda: "Yıldızlı bir gökyüzünü resmetmek için mavi-siyah üzerine küçük beyaz noktalar koymak yeterli değildir..." Siz dokunun limon sarısı, pembe yıldızlara... xxx Van Gogh Alive'da, dahi ressamın fırtınalı hayatı kronolojik olarak duvarlarda akarken ruh halini de izleyebiliyorsunuz. Ayçiçekleri çıkıyor karşısına, Sonra buğday tarlası ve kargalar... Ölümün yakınlığını hissettiriyor size; Işığı ve refahı temsil eden sarı renklerle... Ardından 1886 Paris sokaklarında dolaşıyorsunuz... Ve; Çiçek açmış badem ağacı... Buram buram ‘sevgi' ve ‘hayat' kokusu salonu sarıyor; Dokun bana diye bağırıyor sanki... xxx Son dönemde bu tür sergiler İstanbullu firmaların sponsorluğunda Başkent'e gelmeye başladı. Ankaralı işadamları herhalde bir pay çıkarır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder