Yazıyı baştan sona okumaya zamanı olmayanlar ya da
sıkılacaklar için baştan söyleyelim.
Kayıp olan devletin kasasının şifreleri…
Üstelik bu kadar da değil, anahtarı da kayıp…
Öyküyü baştan alırsak;
Ulus’ta, Ankara Valiliği’nin hemen yanında,
Cumhuriyetin sembol yapılarından bir bina var.
Taş bir yapı.
Cumhuriyetin kurulmasından hemen sonra, 1925 yılında
yapılmış ve yıllarca Başbakanlık olarak kullanılmış.
İsmet, İnönü, Adnan Menderes dahil çok sayıda
Başbakana ev sahipliği yapmış.
Kızılay’daki Başbakanlık binası yapılınca da
Maliye’ye devredilmiş.
Bizim gazeteciliğe başladığımız 80’li yıllarda
Maliye Bakanlığı olarak kullanılıyordu, mesleğimiz elden alındığında ise
dönemde ise Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’na ev sahipliği yapıyordu.
Bugün görevden alındığı için “üzüldüğü”nü söyleyen
Hayati Yazıcı (ki üzülmekte haklı, çünkü Recep Tayyip Erdoğan’ın yıllarca
avukatlığını yaptı, kendisini ceza almaktan kurtardı, yasağının kaldırılması
için uğraştı. Yıllar sonra kabine dışında kalmayı içine sindiremedi tabii…) ise
Bakanlığın başında bulunuyor ve merhum Başbakan Adnan Menderes’ten kalma
telefonu kullanmakla övünüyordu.
Hayati Yazıcı, o günlerde çalıştığımız gazetede
ziyarete gelince o tarihi binayı hatırlatıp, “Devletin kasasının üzerinde
oturuyorsunuz, biliyor musunuz” diye sorduğumda çok şaşırmıştı.
Tarihi binanın bodrumunda Türkiye Cumhuriyeti’nin devasa
boyutlardaki ilk kasasının bulunduğundan haberi yoktu.
Hemen bürokratlarını aradı;
Doğruydu, evet, binanın bodrumunda devletin kasası
vardı.
Benim derdim ise kasayı görmekti.
Kendisinden söz aldık, kasayı beraber açacak, içini
beraber dolaşacaktık
Aradan bir süre geçti, ses soluk çıkmayınca Basın
Müşavirini aradık, yanıtı şaşırtıcıydı:
-Abi, Bakan bey söz verdi, sözünde duracak ama ciddi
bir engel var.
-Hayırdır, ne
engeli?
-Abi, ne olur
yazma ama kasanın anahtarını bulamıyorlar, anahtarı bulsalar bile kasanın
şifresini bilen yok. Bakan bey talimat verdi, araştırılıyor. Bulunur bulunmaz
sana haber vereceğiz.
Basın müşaviri arkadaşla bu muhabbetten kısa süre
sonra ben gazeteden atılma onuruna eriştim.
Zaten bakanlık da bir süre sonra Eskişehir Yolu
üzerindeki yeni binasına taşındı.
Yeni binayı önünden geçerken görüyorum. İçi nasıldır
bilmiyorum ama son teknoloji ürünü diyorlar.
Son teknoloji ürünü bina nasıl oluyor, benim kafam
almıyor ama mimarisinin Ulus’taki tarihi bina ile yan yana konursa iç açıcı
olmadığı kesin.
O tarihi eski bina ise yabancı devlet adamlarının
ziyaretinde kullanılmak üzere ‘gösterişli’ bir konukevine dönüştürülecekmiş.
“Tadilat başladı” diye yazmıştı bir ara matbuat…
Kasa ne oldu, anahtarı bulundu mu, şifresi öğrenildi
mi?
Bilemiyorum ama bizim öykünün meşhur fıkraya dönüştüğü
kesin.
-Ağaç nerede?
-Balta kesti -Balta
nerede?
-Suya düştü
-Su nerede?
-İnek içti
-İnek nerede?
-Dağa kaçtı
-Dağ nerede?
–Yandı, bitti kül
oldu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder