4 Temmuz 2012 Çarşamba

YAZMADAN EDEMEDİM Temmuz'a girdik ya; Yazamadan edemedim. Temmuz'un adı ‘Tamuza'dan geliyormuş. Babil'in ‘üreme ve bereket tanrıçası'ndan... Süryanicede ‘dam' kadın demekmiş. Tamuza için ‘dam' kökünden gelen Dumize adına festivaller düzenlenirmiş. Gerçi Roma'da Jul Sezar, takvim oluşturulurken kendi ismini vermiş, ama bizde Temmuz... xxx Ne yazık ki yıllardır Temmuz'da aklımıza ‘bereket' falan gelmiyor. 19 yıldır sönmeyen bir acıyla geliyor. Acıları anmakla başlıyor. xxx Halbuki 19 yıl önce ‘bereket'le girmiştik Temmuz'a... Şimdi sadece illerin ‘festival' adına ne var ne yoksa toplayıp geldikleri Atatürk Kültür Merkezi alanındaki Kültür Bakanlığı'nın lokalinde; Bir arkadaşın düğününde. Hani Şair diyor ya; Sen bu şiiri okurken ben belki başka bir şehirde ölürüm Tam da biz eğlenirken bu şehirde Madımak'ta başlamıştı yangın... O günden buyana da sönmedi... xxx O günden bu yana gidesi gelmiyor insanın Sivas'a. Temmuz'un yakıcı sıcağı daha fazla yakıyor Behçet Aysan'ın dizelerinde. Dava dosyaları tek tek kapanırken ruhlardaki kırılganlıklar daha da artıyor. Dün ülkenin bir çok şehrinde yağmur vardı; Meteoroloji "kuvvetli sağanak ve gök gürültülü sağanak yağış, ani sel, su baskını, heyelan, yıldırım" uyarısı yapıyordu. Halbuki yıllar önce ‘hoşça kal'demişti şehirlerine hoşça kal ayak izim serseri sokaklarda Yıllar önce vedalaşmıştı yağmurla: gidiyorum bu şehri bu yağmuru bu düşleri bu aşkı bu kavgayı bu kederi size bırakarak. xxx 2 Temmuz'da Madımak otelinin önünde yine binler birikmişti 19 yıl önce olduğu gibi... Arkadaşımız İnan Gedik'i ‘zor' gönderebilmiştik Sivas'a... "Ürperiyorum her gidişimde" diyordu. "Hiç olmazsa kebapçı dükkanı kalktı" diyerek yolladık ama; Önceki gün haberini yazmadan önce telefonun öbür ucunda eylemleri anlatırken sesi titriyordu. Ateş Tümer'in gönderdiği fotoğraflarda acı hala tazeydi insanların yüzünde. "Bilim ve Sanat Kültür Merkezi" tabelası yürekleri soğutmaya yetmiyordu. Ne kültürü yayacaktı ki; Ne bilimi üretecekti?... xxx Çaresizlik değil Temmuz; Babil'in ‘üreme ve bereket tanrıçası Tamuza'ya yine Behçet Aysan'la merhaba demek gerekiyor ‘yakıcı' temmuz günlerinde Rüzgâr bu şiiri sana götürsün kâğıttan yaptığım o işlemeli kayıklar fırtınalara dayanan. koş rüzgâr koş. yazmadan edemedim

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder