30 Mart 2011 Çarşamba

HABERTÜRK YAZILARI/ KİLİSEDEN SİNEMAYA

KİLİSEDEN SİNEMAYA...

Çağdaş Gazeteciler Derneği'nin geleneksel ödül töreni bu kez farklı bir mekandaydı.
Büyük ihtimalle parasızlıktan; lüks otel salonları yerine bir Akün Sahnesi tercih edilmişti.
xxx
ÇGD törenlerinin yıllardır değişmez sunucusu, eski gazeteci, yeni stand-up'cı Hasan Uysal esprileriyle geceye renk katarken biz geçmişe, Akün'ün sinema olduğu günlere dalmıştık...
Kaliteli, sanat filmlerinin değişmez adresleri belliydi.
Akün, Çağdaş Sahne, Kızılırmak...
Ses düzeninin muhteşem olup olmadığı, koltukları, havalandırması bizi pek ilgilendirmezdi.
Filme konsantre olmazsak ertesi gün hocamız Korkmaz Alemdar'dan fırça yemek kesindi.
Dersten geçmenin yolu henüz vizeler, sınavlar değil, izlediğimiz filmler, konserler, okuduğumuz kitaplardı.
Akün, Çağdaş Sahne, Kızılırmak, Eti gibi sinemalar, ‘üç film birden' furyası karşısında direniyor;
Biz de haftanın en az iki üç günü soluğu sinemalarda alıyorduk.
Sanat kokan bekleme salonlarına, mermer merdivenlere yayıla yayıla oturup filmler için ahkam kesip bir yandan kızlara hava atmaya çalışırdık...
xxx
‘Alışveriş Merkezi furyası" çoğu sinemanın soluğunu kesti.
Neyse ki Akün ile Çağdaş Sahne'ye Devlet Tiyatroları el attı.
Kızılırmak'ta bölünüp küçülen salonun belki büyüsü bozuldu ama ‘sanatsal, kaliteli film' anlayışı değişmedi.
xxx

Aslında yıllar önce Kilise imiş.
Daha doğrusu ‘sosyal tesis'
1960'lı yıllarda Amerikan askerlerinin buluşup eğlendikleri bir mekan...
Hafta içinde bar olarak hizmet vermiş, dans partileri düzenlenmiş;
Hafta sonlarında ise kilise olarak kullanılmış.
70'lerin ortalarına doğru güvenlik kaygısı ön plana çıkınca boşaltmışlar; adını bulunduğu sokaktan alıp ‘Kızılırmak Sineması' yapılmış.
Yıllarca bizden biri olarak birlikte yaşadığımız Ermeniler, Yahudiler, Rumlar azınlık sayılıp gönderildikçe kiliseler de giderek yol oldu...
Hoşgörüden uzaklaştıkça içimize kapandık.
Umarız sinemalar da ‘ticari' kaygılara yenik düşüp kapanmaz...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder