14 Eylül 2010 Salı

HABERTÜRK YAZILARI/ KARŞI BİSİKLET

KARŞI BİSİKLET



Dün sabah büromuzun önü hareketliydi.
İzmir'den gelen bir grup hemen yanımızdaki Çevre ve Orman Bakanlığı'nın önünde protesto gösterisi yapıyorlardı.
Grubun dikkat çeken yanı ise bisikletli olmalarıydı.
Kilometrelerce ‘pedal' basmışlardı.
Kısa bir gösteriden sonra Kastamonu'nun Cide ilçesindeki ünlü Loç Vadisi'ne gitmek üzere yeniden yola koyuldular.
Önümüzden geçerken tahammülsüz kornalar, bisikletlerin zillerini bastırıyordu.

xxx
Kendilerine "Karşı Bisiklet Topluluğu" adını veren 30 kişinin ne gelişinde ne gidişinde trafik aksadı.
Bisikletlerini bir köşeye bıraktılar.
Dövizlerini açtılar, içlerinden birisi açıklamalarını okudu;
Yeniden bisiklete binip yola koyuldular.
Sadece karşıdan karşıya geçerken trafik 30 saniye kadar durdu.
Ama galiba o 30 saniye bazı araç sahipleri için çok uzun zamandı...
Bütün gücüyle kornaya basıyorlardı.
Ama bisikletliler umursamadı bile...

xxx

Olanları izlerken aynı eylemciler 30 arabayla gelseler ne olurdu diye düşünmeye başladım.
Yol kapanacak, trafik en az yarım saat alt üst olacak, insanlar işe gecikecek, belki polis gelecek;
Kısacası ‘olay' olacaktı...

xxx

Bisiklet denince herkes nostaljik bir havaya bürünür.
Hemen herkesin bir bisiklet anısı vardır.
Nedense çoğu çocuklukta kalan, gülümseten...
Büyüdükçe bisiklete veda edilir;
Hayat hızlanır, arabaya ‘terfi' edilir.
Hızla giderken hızlanma isteği daha da artar...
‘Ben' duygusu ağır basar...
Sanki direksiyon sadece aracı değil, bütün dünyayı yönlendirir...
Hızlandıkça çevreyle bağ kopar, ilgi azalır, ayrıntılar kaçırılır.

xxx

Bisikletlinin acelesi yoktur.
Pedala basarken keyif alır.
Etrafı seyreder;
Bisikletli; araba hızla giderken camdan görülen bir anlık güzel bir manzaranın içindeki çirkinlikleri fark eder.
Çevreye duyarlılığı, hoşgörüsü artar...
Yolda önüne çıkan bir kaplumbağayı sevmeye vakti vardır...
‘Sürücü' için ise o kaplumbağayı gördüğünde artık çok geçtir...

xxx

Loç Vadisi'ndeki Hidroelektrik Santrali projesini protesto eden ‘Karşı Bisiklet Grubu" gözden kaybolduğunda yol tamamen araçlara kalmıştı.
Halbuki hemen karşımızda bir üniversite vardı.
Ama şimdiye kadar hiçbir öğrencinin bisikletiyle geldiğine tanık olmamıştım.
O öğrenciler de bisiklete veda etmiş, artık büyümüşlerdi.
Ama tek suç ‘büyümek' miydi?
Bisikletle okula gelmeye kalksa ne bisiklet yolu vardı, ne de derse girdiğinde güvenle bırakabileceği bir yer.
Bisikletle yeniden tanışabilmeleri için belki de çocuklarının olmasını bekleyeceklerdi.
Bizler gibi...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder