KAMYON
Kar neredeyse yarım metreyi buluyordu…
Kereste yüklü kamyon dağ başında kara saplanıp kalmıştı.
Şoförün yanındaki çocuk kapıyı açıp atladı.
Beline kadar gelen karlara aldırmadan hemen tekerlere takoz koydu.
Zincir takılana kadar neredeyse donacaktı…
xxx
Günlerdir Türkiye’yi sarsan ‘bomba yüklü kamyon’ haberlerini her okuduğumda 12-13 yaşlarımdaki karların içindeki o halimi hatırladım.
Benim için en büyük ödül tatillerde babamın kamyonuyla yolculuk yapmaktı.
Bir gün o direksiyona geçeceğim hayaliyle neredeyse bütün ülkeyi dolaşmıştım.
Artık kentlerin içine kamyonların girmesi yasak.
Zira bu trafik yoğunluğunda bir de kamyonlar girerse işler hepten arapsaçına döner.
O dönemde böyle bir yasak olmadığı için o yaşta bütün kentleri kamyonla dolaşmış;
Yol boylarındaki bütün lezzetleri tatmıştım.
Okulların açık olduğu dönemde de eve gelen ürünlerden nerelere kadar gittiğini tahmin edebilirdim.
Kapının kenarında karpuzlar, kavunlar. Bilirdim ki, Adana’dan gelmişler.
Ya da şeftali, belli ki Bursa’dan
Bazen de kapının yanı boş olurdu. O zaman da içim sızlardı.
İş bulamamışlar, o annemin, babamın yüzündeki ağırlığı taşıyamazdım.
Kısacası bir ekmek teknesiydi kamyon.
O kocaman tekne benim için ise tarifsiz meraklarımı kışkırtıp hayaller dünyasına götüren oyuncak…
Bana bilmediğim yerleri anlatırdı.
Çoğu zaman yalvarmalarım boşa çıkar, “derslerin var” cevabı kamyona binmeme engel olurdu.
Bense daha çok asılırdım derslere, ödülü kapabileyim.
Şimdi halkbilimciler arasında da tartışma konusu olan, büyük çoğunluğumuzun dalga geçtiği yazıları kimin yazdığını merak eder dururdum.
Kendi edebiyatı, kendi sanatını yaratmıştı yollar…
Her birinin kasasında yazılar…
Markalar arasında atışma da yaygındı;
“Alırsın Ford, olursun Lord”
Ya da;
“MAN gider dört çeker
Ardından ENTER geçer
BMC verem olmuş
Kahrını FORD çeker”
Sadece bununla kalsa iyi…
At arabalarını süsleyen ‘ressamlar’ teknolojiye ayak uydurmuş, kamyon kasasına terfi etmişti.
Renk renk desenler.
Kimisinde kuğular, kimisinde göller, ormanlar.
Her birinin altında da ressamın imzası…
Çocukluk işte. Aklımda kalmış.
Rüyalarımı süsleyen meslekti ‘kamyonculuk’.
Kaderin cilvesi…
Ortaokuldan liseye geçerken o hayalini kurduğum kamyon çarpışmış,
Baba evde yaralı; kamyon hurda…
Şimdi, ‘kamyonun’ ve ‘kamyoncunun’ ne hale düşürüldüğünü görünce düşünmeden edemedim.
“Kaderin bana bir oyunu mu bu….”
13 Mart 2010 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder